Bugun...
1 Mayıs 1 Mayıs olalı böyle zulüm görmemiştir


Abdullah Azizoğlu
 
 

Her işimizde olduğu gibi, yepyeni bir garabetle daha karşı karşıyayız. Üstelik bu seferki öyle böyle değil, uzayda bir yerlerde yaşayan varsa, dünyaya gelmekle kalmaz, bu meseleyi araştırmak için Kuğulu Park’a çadır kurarlar.

Ucundan kenarından başlayalım.

***

Meclis’te 1 mayıs adına(!) neredeyse göğüs göğse meydan muharebesi çıkıyor. Beri yanda, işverenleri işçiler inşaatlardan düşüp öldükten sonra ceza kesen, ardından memlekette asgari ücretin altında kayıt dışı işçi çalıştırıldığını salya-sümük anlatarak şecaat arz ederken, perişanlığını sosyâl medyada paylaşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanları türüyor...

Garabetlerin garabeti.

***

İşçilerin inşaatlardan düşerek öldükleri bir düzenin Çalışma Sosyâl güvenlik Bakanı bir yandan 1 Mayıs havarisi gibi orta yerde dolaşıp dururken, beri yanda şecaat arz edenler de yok değil. Anlatmaya çalıştığı Kölelik düzenine -en azından- çomak sokmak Danimarka çalışma bakanının görevi olduğundan, ülke medyası kendisine ‘aferin’ çekiyor.

Böyle başa böyle tıraş.

***

Marketler kapanıyor, petrol istasyonları kapanıyor, Girne’nin Çarşamba Pazarı kapanıyor, nutuklarına “İşçi emekçi” diye başlayanların ağzından bir işçi daha çıkıyor ki, salya sümük ağlasa samimiyetine kendisinden başka herkes inanacak.

İnsanları asgari ücrete çalıştırıp onu da burnundan getirmeden vermeyen, neredeyse inşaatlarında “Kazasız(!)” gün geçmeyen müteahhitlerin başkanı bile 1 Mayıs’ın çalışma barışı ile dayanışma ruhunu güçlenmesinden söz edebiliyor.

Bu arkadaş aynı zaman da Nöbetçi Açıklama Yapma Bakanı’dır. Yellense manşete çıkarır medyamız.

***

Maaşlar için müteahhitlerden borç alıp, bunu da marifetmiş gibi ballandıra ballandıra –defalarca- anlatanlar, şimdi de “Çalışanlar(?)  1 Mayıs alışverişi yapabilsin” diye ödemeyi erkene alıyor.

Öyle ya, insanlar çocuklarına bayramlık elbise ve ayakkabılar, bayram ziyaretine gelen komşulara ikram edeceği baklava böreğin malzemelerini satın alacak, kutlamaya gelen çocuklara bayram harçlığı verecek...

Demek ki neymiş? Her şeyin ateş pahası olduğu bu zamanda vatandaşın imdadına yetişmek, devlete bir şekilde kapağı atarak âbad olanların maaşlarını erken ödemek, ülke yönetmenin ilk şartıymış. “Peki özelde çalışanlar ne olacak” diye sorarsanız, oy kaygısıyla “Bana ne” diyemezler.

Bütün bu anlattıklarımdan sonra ortaya çıkan manzara pek iç açıcı değil. Ya müteahhitten borç alma işinde bir katakulli var, ya da “Ey ahali, doktorun selamı var. Dedi ki ne yerseniz yiyin. Şimdi vur patlasın çal oynasın zamanı” diyor. Yani balık batmıştır, yan gitse de, amuda kalksa da sonuç değişmez.

***

Peki ne oluyoruz yahu? Bazılarımız piknik alanlarına (Gölge yer kapabilmek için) erkenden gidecek, geriye kalanımız da bir meydan bulup bağırıp çağırdıktan sonra. Denizi özleyenler, mangallarını plajlarda da yakabilir, su 21 derece.

 “Bu yeme içme furyasında 1 Mayıs’ın sahipleri yoktur” diyenlerin başı bile ağrımaz. “Piknik yerlerini bok götürüyor bayramı” 2 Mayısta başlar.

 

***

İnsanı arada bir şeytan dürter ya…

Beni dürtmekle kalmıyor. Önce kulağıma “Azap çekmek gibisi var mı” diye fısıldıyor, sonra karşıma geçip “Amma da safmışsın” diyerek en büyük ‘meziyetimi’ yüzüme vurmaya başlıyor.

Şeytan dürttü bir kere, devam…

Solunda Mersin, burnunda İskenderun, sağında Suriye’nin Laskiye’si, ardında Yeni Erenköy ve topyekûn KKTC bulunan Dipkarpaz’ı bölgenin merkezi yapma gayretindeki siyaset allâmeleri geliveriyor gözlerimin önüne.

Bu sefer daha dün “Yenierenköy’den ‘görüş aldınız mı?” diye sorduğumu hatırlıyorum. (Her meselede ‘savcılıktan’ görüş alıp, işimize gelmediğinde aksini yapma huyumuz vardır.) Sırada, gülsem mi, kel kafamı sokan balığını muhteşem dikenlerine çarpıp ağlasam mı bilemiyorum.

***

İşin en berbat tarafı, hâl-i pür melâlimizi bilmeyenlerin, işçi hakları kavgasının Lefkoşa Sanayi Bölgesi’nde başladığını, memleketimin de işçi cenneti olduğunu zannetmesi. Gelin görün ki, gerçek işçinin emekçinin bundan haberi yoktur.

Hâl böyle olunca, İşçi Bayramı bayramın asıl sahibi işçiyi neden ilgilendirsin?

***

Onlar, her bayramda olduğu gibi yarın da ter dökerken, (İşçi haklarına gerçekten inananları tenzih ederim) sırtına spor urbalarını geçiren birileri de, mersedesleri, BMW’leri, milyonluk cipleriyle bir yerlerde toplanıp “Dünya işçileri adına(!)” (KKTC’nin birkaç bin işçisiyle uğraşmaya tenezzül etmezler) ve fakat, göbeklerini eritme umuduyla (Plaj mevsimi yaklaştı) kadınlı erkekli yürüyecek, her işçinin aynı zamanda bir aziz olduğunu ispat için bağırıp çağıracak, sonra sosyete partilerine kaldıkları yerden devam etmek için dağılacaklar. Bazılarının aklında, “Nasıl etsem de işçilerimin haftalıklarını birkaç hafta geç ödesem” fesatlığı vardır.

Cin olmadan insan çarpma gayretindeki romantik-gomonis tayfası ve ihanet çukurunda kaybettiklerimizin sayısı da az değildir. Hepsi bir araya gelince, 1 Mayıs’a ön ayak olanların kemiklerini sızlatıyor, 1 Mayıs’ı bayramlığından utandırıyorlar.

***

Al sana 1 Mayıs İşçi Bayramı. Ya da Erzurumlunun dediği gibi “Ahan sene bi gaya, neren dayarsan daya.”

***

Ve avukat Ahmet Sait Sayın der kl…

***

SON SÖZ: Ben de derim ki…

Mağazalarda, 24 saat açık bakkallarda, internet kafelerde, lokantalarda, kahvehanelerde, kafelerde, pastahanelerde, fotoğrafçılarda, gece kulüplerinde vs iş yerinde çalışanları işçiden saymamak riyakârlıktır, sahtekârlıktır, kalleşliktir, softa şaşırtmacasıdır.

Göz boyamak için sahnelenen bu kirli oyunun iyi niyetli seyircisi kalmamıştır.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI