Bugun...
SON DAKİKA: Zeki Çeler Ürdün’den sığınma istedi!


Abdullah Azizoğlu
 
 

 

Flaş flaş flaş… Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler, yurtdışı tatili için Baf Havalimanı’ndan gittiği Ürdün’den sığınma talebinde bulunmuştur.

Londra muhabirimiz Selamet’in özel haberidir! Tek kelimesi dahi iktibas edilemez. ÇÜNKÜ…

Londra muhabirimiz Selamet, KKTC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler’in izini sürebilmek için çok zahmetlere katlanmış, çok eziyet çekmiş, çok masraf etmiştir. Zeki Çeler’in Amman’da bulunduğunu KKTC medyasından öğrenen Selamet, Londra’nın Heatrow Havalimanı’ndan İstanbul Atatürk Havalimanı’na, İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Ercan Havalimanı’na, Ercan Havalimanı’ndan Girne’ye, Girne’den Lefkoşa’ya, Lefkoşa’dan öteki Lefkoşa’ya, öteki Lefkoşa’dan, ucuza bilet satılan Baf Havalimanı’na, oradan da (Uçakla) dün sabah saatlerinde Amman Havalimanı’na vâsıl olmuştur. Bütün bilgi ve belgeleri, ücreti karşılığında Kral II. Abdullah’a yakın güvenilir kaynaklardan almıştır!

Sözü, Selamet’e ve haberine bırakıyoruz…

KRAL DÜŞÜP BAYILIYOR

Selamunaleyküm, ben Selamet, Amman’dan bildiriyorum…

KKTC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler, sığınma talebini, Amman’daki ilk sabahında, Rum gazetelerin kendisine dizdiği methiyeleri KKTC basınından öğrenmeden çok önce hazırlamıştı. Söylediklerini simultane olarak ücreti karşılığı Arapça’ya çeviren yeminli tercümanın yazdığı dilekçeyi, ekibindeki yeğenlerinden biri vasıtasıyla Ürdün Kralı II. Abdullah’ın yakın bir akrabasına, o da ücret karşılığında Kral’a iletmiştir. Elindeki notu okuyan Abdullah II, heyecandan ne yapacağını şaşırmış, “Bre deyyuslar, böyle bir misafirimiz var da neden teşrif buyurdukları anda haber vermediniz” dedikten sonra bayılıp düşmüştür. Düşerken kafasını hiçbir yere vurmamıştır çok şükür.

PARANTEZ

Şunu utanarak itiraf edeyim ki; yakın akrabaya kaç para rüşvet tevdi edildiğini bir türlü öğrenemedim. Çelerin dediklerini Arapça’ya tercüme edip yazan tercümana ne kadar sterlin ödendiğini de bilmiyorum. Amaaaan har neyse, haber dediğin kısa ve öz olur, uzatmayalım.

KRAL AYILIYOR

Aldığı iltica darbesinin etkisiyle kendinden geçen Kral’ın başına toplanan saray ahalisinden bir doktor kendi işini yapmaya çalışırken, saray eşrafı da bir an önce ayılması için dua, veliahtlar ise ruhuna Fatiha okumaktaydı. Ne var ki, veliahtların suratı çoğa varmadan muşmulaya benzeyecekti. Çünkü, doktor tarafından ilk iş olarak ayakkabı ve çorapları çıkarılmış olan Kral, ayak parmaklarını oynatmaya başlamıştı. Çoğa varmadan da dipdiri olarak ayağa kalkıverdi.

ÇELER’İN TALEP DİLEKÇESİ

Sağlığı için ilk şükür duası olarak “Nerde ulan o mektup” diye gürleyen II. Abdullah, kendisine uzatılan KKTC SAĞLIK VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI antetli kâğıda bir süre baktıktan sonra yeniden okumaya başladı. Birkaç satır sonra salavat getirmeye, sonra şaşı şaşı bakmaya, sonra başı ve elleri titremeye, sonra da ağlamaya başlayan Kral’a, saray âdâbı gereği diğerleri de katılınca cenaze evine dönen ortalığı yatıştırmak yine Kral’a düşmüştü. “Kesin be zırıldanmayı” diye nasihatte bulunurken gözlerini kravatıyla silmekte olan Kral, kâğıdı en güvendiği baş danışmanına uzatıp “Sesli oku şunu da herkes duysun. Belki bir şey anlayan çıkar” dedi.

PARANTEZ

Eyvahlar olsun ki; danışmanın parmağındaki yüzükte yanıp-sönen yeşil ışığı benden başka gören olmamıştı. Herkes ışıkta parıldadığını zannediyordu. Söylesem, patronun gönderdiği dolarlar sayesinde orada olduğum açığa çıkacaktı. Haber uğruna her ezaya katlanmak şart olduğuna göre susmak en iyisi. Washington’daki CIA merkezinin danışmanı görüntülü dinlediğinden eminim. Ben de general üniformanın şapkasının ortasındaki kamerayı saatimin kayışındaki uzaktan kumandasıyla çalıştırdım. Artık benim de sözlü-görüntülü bir belgem olacaktı.

ÇELER’İN TALEP MEKTUBUNA DEVAM

Baş danışman Çeler’in dilekçesini okurken bir bağırıyor ki, Amerika’daki CIA merkezinin dinleme cihazına ihtiyacı yok, rahat rahat işitirler. Her ihtimâle karşı sesin gittiğinden emin olmak için bağırdığını bilmediğimi zannediyor öküz. Şimdi bakalım iltica dilekçesinde ne diyor KKTC Sağlık Ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler…

VE TARİHİ SIĞINMA DİLEKÇESİ

“Haşmetlû, devletlû, 3 kıta 5 denizde at koşturan cihan hâkimi, küffarın korkulu rüyası, Fas, Tunus, Cezayir, Ürdün, Filistin, Mısır, Hicaz, Bağdat, Malta, Rodos, Girit ve de Kıbrıs  fatihi, Viyana kapılarına dayanmış ama ihtiyacı olmadığı için fethetmeden geri dönmüş, Hindistan ve Afganistan’da adına Hutbe okunan ve de “Kralım” demekten şeref-yâb olduğum II. Abdullah hazretlerine.

“BENDENİZ,” bir zamanlar fethetme zahmetine katlandığınız Kıbrıs’ın yarısındaki KKTC’nin hâkîpâyiniz bir veziriyim. Bizim oralarda “Bakan” diyorlar ama zât-ı devletleri nasıl tensip buyururlarsa öyledir. Şunu da gururla ifade ederim ki, iltica talebimi kabul buyurursanız pişman olmazsınız. Kaçarken yerime vekil bıraktığım bu yoldaştan da anlaşılacağı üzere, bendeniz gayet Müselman bir vezirimdir. 

 Haşmetlû sultanım…

Hem bulunduğunuz mübarek toprakların havasını koklamak, hem de nurlu yüzünüzü görüp ayaklarınıza yüz sürmek için cihan imparatorluğunuzun payitahtı olan Amman’a gelmeye karar vermiş bulunuyordum. Bu naçiz hitabımı okuduğunuza göre bohçamı da alıp gelmişim demektir.

Ulu zatınızdan iltica talep etmemin sebepleri çokcanadır ama asıl sebep, memlekette icat ettikleri “Asgari ücret” denilen baş belasıdır. Toplantı üstüne toplantı yapar da bir türlü belirleyemezler. Ondan sonra da kabak benim başıma patlar. Bana ne asgarisinden-azamisinden, ne anlarım bu işlerden? O zaman ben de zatınızın muhteşem kanatları altına koşarım, değil ama?

İlle velâkin, vilayetlerinizden TC’nin TL’si çok değer kaybettiğinden uçak fiyatları da çok pahalandı. Üstelik sahibi bulunduğunuz Kıbrıs’tan payitahtınız Amman’a ulaşabilmek için Taaa TC’ye gidecen, uçak değiştirecen, ölme eşşeğim ölme. Baktım bakanı olduğum KKTC’nin yakın dostu olan Urumcuklardaki biletler daha ucuz, onların BAF Havaalanı’ndan geliverdim. Hem daha ucuz, hem daha yakın. Cıııııırrt edene kadar havadasın, caaart etmeye kalmadan buradasın.

PARANTEZ

Sayın bakanımızın böyle cart-curt ettiğini sanmıyorum. Son cümle, yeminli tercümanın hınzırlığı olmalı.

TALEP MEKTUBUNA DEVAM

Eeeeeeey Akdeniz’in, Karadeniz’in, Marmara’nın, Hazar Denizi’nin, Hint ve Japon denizlerinin, Büyük Okyanus’un ve de Atlas Okyanusu’nun hâkimi, Kuzey ve Güney kutuplarının sahibi padişahım.

İnanın ki, buraya gelirken geçici bir iltica talebinde bulunacaktım. Gölgenize bolluk ve refah içinde yaşamak bendeniz için büyük lütuf olacaktı ama fazladan kalabalık etmek istemiyordum. Ne zaman ki Urum gardaşlarımın hakkımdaki methiyelerini okudum, o zaman dank etti ki; aynı yoldan geri dönersem bir takım sevgi gösterileriyle karşılanacağım. Çok alçak gönüllü olduğumdan, bu tür törenlerden hoşlanmam. Bakın ne diyorlar benim gibi bir barışçı-çözümcüye …

“Bin Maymun Küstahlığı… Kıbrıs Cumhuriyeti Belgeleri Olan Sahte Bakan Baf Havaalanı’nda Da Görüntüleniyor.” “İşgal Bölgelerinin ‘Bakanı’… Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu İle Baf’tan Seyahat Etti.” “İşgal altındaki Kıbrıslı Türkler Özgür Kıbrıs’ın havaalanlarını kullanıyor…”

Gördüğünüz gibi, Urumların en böyük gazettası Fileleftheros bile benim gibi bir ilerici-solcuya küstah maymun dedi… Parayı TC’ye değil de neden kendilerine takdim ettiğimi bile anlamadı maymunlar. Bakarsınız aynı yoldan dönüp Urum gardaşlarıma meydan okuyarak dünya çapında kahraman bile olurum ama neme lâzım, ya olamazsam? En iyisi, bendenizi kalıcı olarak sığınmacı-mülteci kabul buyurunuz. Ellerinizden, ayaklarınızdan öperek yalvarıyorum sultanım.

Kulunuz köleniz.

KKTC

SAĞLIK VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI

BAKANLIK MÜHÜRÜ VE BAKANIN İMZASI

 

KRAL KARARINI AÇIKLIYOR

Kral II. Abdullah, KKTC Sağlık Ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çelerin iltica dilekçesinden hâlâ hiç bir şey anlamadığını belli etmemek için istirahate çekilirken, oradaki herkesi epeydir şaşı bakan gözleriyle taramış, sonra “Bir yere kaybolmayın” demişti. Yarım saat sonra da geri geldiğinde, gözlerindeki şaşılık artmış, dili peltekleşmiş, saç-baş darmadağınıktı ama en kötüsü, gecelik entarisi ile gelmiş olmasıydı. Bir ayağında terlik vardı ama diğer ayağı çıplaktı. Kimse gülümsemeye cesaret edemiyordu ama baş danışmanın yüzüğü yanıp-sönmeye başlamıştı bile. Zeki Çeler’in kendisine reva gördüğü zulüm sayesinde yorgundan öte mahvolmuş görünen Kral, tahtına oturup kararını açıkladı…

- Şunu ilk uçağa bindirip gönderin, uçağın nereye gittiği önemi değil. Yoksa bu adam memlekette fesat çıkarır.

Kral II. Abdullah bu talimatı verdikten sonra Zeki Çeler ile irtibat kesilmiştir. Baş danışmanın başında bulunduğu güvenlik kuvvetleri her yerde sayın bakanımızı aramaktadır.

Amman’dan şimdilik bu kadar, du bakali n’oolcek!

***

SON SÖZ: Devletimiz var mı, evet. Sınırlarımız var mı, evet. Hükûmetimiz var mı, evet. Peki ya gerisi? Ağlanacak halimize gülümser gibi yapmak mı var kaderimizde?

Madem yerin sana birkaç bin numara büyük geliyor, madem iltica etmeye bile Baf’tan gideceksin, bari Ercan’da “VIP” diye yırtınma be adam!





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI